Uzun zamandır beni çok rahatsız eden bir konuyu bu yazımda sizlerle paylaşmak istiyorum. Her fırsatta çağımızın iletişim çağı olduğunu, iletişimin hayatımızın en öneli olgusu olarak yaşantımızı yönlendirdiğini konuşuyoruz. Fakat aynı tezatla hayatın her alanında iletişimsizlik örnekleri sergileyerek doğal varlığımızı zorlayarak hayatı ters köşeye yatırıp yaşamı cehenneme çevirmek için insanüstü bir gayret sergiliyoruz. İletişimsizlik toplumsal paranoya halini aldı. Evlerimizde aileler çocukları ile sağlıklı iletişim kuramadıkları için gençlerimiz alkol sigara alışkanlıklarını uyuşturucuya taşır oldu, neden diye sorduğumuzda çocuklar aileleri ile sağlıklı diyalog kuramadıkları için yalnızlıklarını sahte cennetlerde gidermeye çalışıyor. Duygusal iletişimin en güzel örneği evlilikler iletişimsizlik garabeti boşanma sayılarının gerisinde kalmaya başladı. Ne oldu da duygu dolu sözler bakışlar sevgi meleğinin kanatlarını koparıp bu tatlı iletişimin yerine nefretsel iletişimsizlik egemeni kavgalara yerini bıraktı. Neden iş yerlerinde uyumla hep birlikte çalışmak yerine kariyer şemsiyesine sığınıp en yakın çalışma arkadaşları birbirini satar oldu. Yöneticiler motivasyon, sabır, olgunluk becerilerini bir kenara bırakıp dikta, azarlama, aşağılama baskı kurarak çalıştırma silahını çektiler. Okullarda eğitmenler öğrencileri ile samimi olmamayı bağırmayı disiplin sayar oldu. Eğiticiler arasında dahi bir çekememezlik negatiflik aydın dediğimiz kitleyi yönetimi altına aldı. Çocuklarımız sınavlarda başarısızlık korkuları yüzünden ailelerle iletişim sorunu yaşadıkları için genç yaşta hayata veda etmeyi en değerli varlığımız olan yaşamı sonlandırmayı tercih eder oldular neden? Aynı binalarda oturan aileler nerdeyse birbirlerini hiç görmeden yaşıyorlar, artık selamlaşmaktan dahi kaçar olan insanlarımız yıllarca aynı apartmanlarda oturup kalabalıklar içinde yalnızlığı seçtiler. Hani komşuluk en değerlik toplumsal hasletimizdi? Bayramlarda kimse evde olduğunu dahi söylemiyor, ki misafir gelmesin. Dışarıda buluşmalar yerini sanal ortam sohbetlerine bıraktı,artık tanıdıklarımızın hayatını facebook ve twitter kanallarından takip ediyoruz, gelişim gibi gözüken bu iletişim sistemi bireysel iletişim yeteneğimiz olan konuşma yetimizi zayıflatarak yalnızlığımızı artırır oldu. Şahsen karşılıklı sohbeti hiçbir şeye değişmem. Peki neden sosyalleşmek adına sosyal yaşamdan kaçar olduk? Bir ülkede yaşayan insanlar huzurlu ve mutlu bir yaşamı paylaşmak için iletişim kurarak anlaşmak yerine diyalog yollarını reddederek hizip ve sürtüşmeyi neden aklı selim sayarlar? Politik uzlaşmalar yerini sağırlar diyaloguna bırakırken ülkemizin geleceği iletişimi reddettiğimiz için kendi aralarında iletişim kurabilen toplumların egemenlik sularına sürükleniyor, oysa bizlerden güvenli bir gelecek teminatı bekleyen genç nüfusumuz dünya ortalama değerlerinin çok üstünde. Peki ilerde bu gençlere iletişim yeteneksizliğimizi hangi anlamasız savunmalarla yapacağız? Dünya dışı varlıklarla iletişim kurmaya çalışan insanoğlu bir gün olurda bunu başarırsa bu canlı türleri demez mi bize, siz daha kendi aranızda iletişim kurmazken bizi neden rahatsız ettiniz? İnsan hayallerle yaşar hayallerini gerçekleştirmek için çalışır oysa hayaller ilahi gücün bize sunduğu en güzel iletişim kanallarından biriyken,bizler neden hayallerimizi yaratmak için iletişimsizlik yolunda ömür harcarız? Sevgili okurlar bu gibi yüzlerce neden sorusuna çok basit bir şekilde iletişim kurarak birbirimizi anlama yolunu denememiz çok mu zor sizce? Ben bu yazımda bu nedenleri kendime sorarken umarım sizlerinde en azından benimle birlikte buraya sığdıramadığım birkaç neden sormanızı sağlamışımdır. Anlamsız nedenlerin olmadığı içten sıcak iletişim dolu bir dünya hepimizin arzu ettiği mutlu sohbet ve paylaşımların konuşarak yapıldığı bir yaşam için artık gerçek iletişim kurmanın zamanı gelmedi sizce?
Platin Dergisi Ağustos Sayısı