Tüm dünya son yüz yılda görülmemiş kış şartları…
Okyanusları saran petrol sızıntıları…
Kimyasal atıklarla yok olan nehirler…
Gökten yağan ölü kuşlar…
Denizlerde ölü balıklar…
Yok olan arı kolonileri…
Çeşitlenen ve tıbbı çaresiz bırakan grip türleri…
Günlük ortalama 7 şiddetinde depremler…
Ülkeleri göle çeviren seller…
Art arda gelen volkan patlamaları…
Kıtalararası göçler, denizlerde boğulan kaçak işçiler…
Göçmen sorunları ile çalkalanan devletler…
Kanıksanan Ortadoğu canlı bombaları…
VE TÜRKİYE
Geç kalan adaletin, ağır işleyen hukukun getirdiği adaletsizlik…
Kararsızlığın sonucu serbest kalan gerçek suçlular.
Çöken ahlak anlayışı ile doğrunun yanlış yanlışın doğru algılanması…
Cinayetlerin sıradan olduğu, trafiğin cenaze töreni manasına geldiği karayolları.
Sanatın, şöhret olmak için her yolun mübah olduğu kavramına erişmesi.
Bilimin siyaset heyelanının altında kaldığı…
Üniversitelerin eğitim alanı olmaktan çıkıp eylem alanına dönüştüğü…
Televizyon programlarının dizilerle sinema salonlarına çevrildiği…
Nerdeyse toplumun her gün ihtilal ya da bölünme beklediği…
Fazla huzurun huzursuzluk yarattığı…
İstanbul sınırlarına kadar dayanan kışın inatla neden İstanbul’a girmediği…
Gençlerin sigara yasağına zaten modası geçti diyerek uyuşturucunun ilköğretime indiği…
1000 lira maaş alana tüm bankaların 5000 lira limitli kredi kartını zorla sattığı…
Cüzdanında biriken 20-30 kartla bir şirket kadar borç batağına batarak dağılan aileler.
Tam teşekküllü hastane olup ta bu tedavi ünitesi bizde yok diye hastaları gezdiren hastaneler…
Toprağın beton ormanlarına dönüştüğü şehirler…
VE SONUNDA BURASI TÜRKİYE DİYEREK ANORMAL OLAN HER ŞEYİN NORMAL OLDUĞU
BİR DÜNYA.
Sayfalara sığmayan anormalliklerin sadece bazı dikkat çeken başlıklarını yazdım.
Yazının devamı için tıklayınız
Kaynak: GazetePort