Yaşadığımız toplumda çevremizle kurduğumuz tüm ilişkiler bir iletişim örneğidir. Bu yazımda tüm hayatımızı kapsayan, kavrayan, bizi içinde harmanlayıp şekillendiren, günlük sosyal yaşantımızda kurduğumuz ve bizimle kurulan iletişim modellerini sizinle paylaşarak küçük bir iletişim outdoor tracking yapmak istiyorum.
Günlük yaşantımızın bir parçası olan hatta kimileri için bir hobi, kimileri içinse dışarı çıkmanın gezmenin dolaşmanın gizli adı olan alışveriş alışkanlığı, iletişimin en gelişmiş örneklerini bazen neşeyle bazen hayretle izlediğimiz en etkin kullanım alanıdır. Büyük alışveriş merkezleri yani AVM’ler, OUTLET CENTER ve benzeri yerler müşterilerinin dikkatini çekmek ziyaretçilerle daha sıcak bağlar kurarak bizleri alışveriş bağımlıları haline getirerek, her dışarı çıktığımızda bu yerleri ziyaret etmemizi sağlamaya çalışıyorlar. Bunun için kimi zaman eğlence kimi zaman kültürel kimi zaman da umut dünyası unsurları önümüze seçenek olarak sunuluyor. Hangimiz alışveriş için gittiğimiz bu yerlerde konser etkinliğine, animasyon gösterilerine, dinleti ve sergilere ya da çekiliş kuponlarına duyarsız kalıyor ki. Tüm alışveriş merkezleri bayramlarda, anneler günü ya da sevgililer günü gibi özel günlerde bizlerle daha sıcak iletişim kurmak için çok farklı dekorlarla iletişimin görsel enstrümanlarını kullanarak bize seslenir. Rengarenk ışıl ışıl süslü vitrinler içeri gel diye bize seslenir, bir görsel şöleni andıran ve iletişim kurallarını en iyi kullanan vitrinler bizleri ışığa koşan pervaneler gibi çeker. Tabi bildiğiniz gibi bazen çok ışığa yaklaşan pervanenin sonu misali, kasaya gittiğimizde alışveriş merakının sonuçlarıyla yüzyüze geliriz.
Alışveriş merkezlerinde bu sistem iletişim dünyasının görsel kısmında faaliyet gösteren şirketlerin ve çalışanlarının iş kapısıdır. Bu hizmeti veren reklam tasarım ajansları dekorasyon ve süsleme firmaları da görsel iletişim dünyasının temsilcileridir.
Kapalı alanlardan dışarı çıkarak kendimizi haftanın belli günlerinde kurulan semt pazarlarına, yağmur çamur güneş sıcak demeden gidilen halkımızın vazgeçilmezi pazar yerlerine attığımızda, iletişim dünyasının çok sesliliğine tanık oluruz. Hani çocukluğumuzda annemizle babamızla el ele tutuşup hadi pazara gidiyoruz dendiğinde bizden “söz ver elimi bırakmayacak, ne görürsen istemeyeceksin “diye iletişimin emir kipinin kullanılması ile yola çıktığımız bayram yerini andıran pazar yerleri. Pazar yerine vardığınızda mahşeri andıran kalabalıklar arasında gökyüzünde asılı gibi duran kıyafetler sanki modern sanatlar müzesi tablo sergisi görücüye çıkmış gibi bizimle iletişim kurmaya çalışken bazen anlamadığımız bazense gülerek dinlediğimiz pazarcı naralarına eşlik eder. Hayatları boyunca iletişim sistemleri hakkında hiçbir eğitim almamış bu satıcı feryatları kulak zarlarımızın desibel sınırlarını zorlarken aklınıza meşhur “senfonin orkestrasının Diyarbakırda yıllar önce verdiği konserden sonra kendisine mikrofon uzatılıp konser hakkında fikri sorulan vatandaşın Diyarbakır Diyarbakır olalı böyle işkence görmedi bacım “ demesi gelse bile, bu insanların mallarını satmak için bizimle kurduğu iletişimin gücü yadsınamaz. Ülkemizde en iyi etkili reklamların bile 10 yıl sonra hafızalarımızdan silindiğini kabul edersek çocukluğumuzda bize seslenen pazarcıların anıları hayatımızdan nesillere akarak devam eder.Yaşamlarında iletişim ile ilgili hiçbir akademik eğitim almamış bu insanlar doğamızdan gelen iletişim kurallarını, HAYAT ÜNİVERSİTESİNİN onlara verdiği dersler sonucu en iyi kullanan isimsiz iletişim savaşçılarıdır. Anılarla beraber gezdiğimiz bu küçük iletişim outdoor tracking aslında hayatımızın her alanında iletişimin egemenliğini inkar edilemez düzeyde ispatladığı için bir iletişimci olarak haklı gururumu sizinle paylaşmak istedim. Gelecek yazıma kadar tüm yaşamınızda mutlu iletişimler diliyorum.
Platin Dergisi Temmuz Sayısı