Bu yazımda biraz taraflı gözükse de yaşadığımız toplumda varlıkları kabul görse de tam hakkıyla anılmadığına inandığım hayatımıza yön veren kadınlarımızı değinmek istedim. İletişim sadece konuşma veya yazışma olmadığına göre tüm iletişim kanallarını mercek altına almamız gerekir. Tiyatrodan sinemaya, resimden gazeteciliğe, iş hayatından siyasete, tüm platformlarda kadınlarımızın, iletişim alanında aslında ne kadar çok ve yadsınamaz başarılar elde ettiğini hatırlamakta ve haklarını teslim etmekte çok cimri davrandığımızı düşünüyorum. Geçmişten bugüne iletişimin farklı alanlarına bakarsak, Tiyatroda Afife Jale’den Yıldız Kenter’e, sinemada Cahide Soku’dan Türkan Şoray’a, resimde mihri Rasim’den Belkıs Mustafa’ya, edebiyatta Halide Edip Adıvar’dan Ayşe Kulin’e, gazetecilikte Selma Rıza’dan Ayşe Arman’a, iş hayatında Güler Sabacı’dan Ümit Boyner’e, siyasette ilk kadın bakanımız Türkan Akyol’dan ilk kadın başbakan Tansu Çiller’e uzanan ve daha isimlerini buraya sığdıramayacağımız farklı alanlarda kadın kimliği ile mücadele vererek tabuları yıkan kadınlarımız var. Bu kadınlarımız iletişimin sadece belli sınırlar içinde kalmayacağını istenirse çeşitli diller kullanarak toplumla iletişim kurulabileceğini ve bunda ne kadar başarılı olduklarını ispat etmişlerdir.
İletişim dünyası çok kanallı ve çok renkli bir televizyon gibidir, hangi kanalı seyretmek istediğimiz içimizde olan zevk ve kendimizi bulduğumuz konularla bağlantılıdır. Son yıllarda kadınlarımız iletişimin ön saflarında sıkça yer almaya başladı, iletişimin başlangıcı olan okullarımızın bağlı olduğu bakanlığın başında yine çok saygın bir isim Sayın Nimet Çubukçu olması tesadüf değildir. Erkek egemen bir toplum olarak kadınlarımızın değerini yeni anladığımızı söylemekten çok kadınlarımızın artık bende varım dediğine inanıyorum. Uzun süre sadece aile içi bir fert çocuk yetiştiren, yuvayı yapan dişi kuş zihniyetinin artık çok gerilerde kaldığını, aslında Kurtuluş Savaşımızın gizli kahramanları kadınlarımızın toplumumuzla gerçek anlamda iletişime geçerek, söz sahibi olmaya başlamalarını açıkçası bu alanda kariyerini yapan bir kadın olarak övgüye değer buluyorum. Kadınlarımız günümüzün yükselen değeri olarak sadece yüksek topuklar üstünde yükselmediklerini ispat etmeye başlamışlardır. İletişim toplumu olarak kadınlarımızın iletişim alanlarını doğru kullanmaları ile ön saflarda daha başarılı kadınlarımızın yer alarak ülkemizde Türk kadınına yakışır bir şekilde başarı bayrağını taşıyacaklarına inanıyorum. Aslında iletişim alanında bir de başarılı erkeklerin arkasında duran gizli kahramanlarımız var. Holdingleri yöneten, Başbakan, Cumhurbaşkanı olana erkeklerimizin arkasındaki eşler, birer gizli kadın kahramandır. Onlar hayatlarını eşlerinin başarısına eşleri ile kurdukları huzurlu mutlu ilişkideki iletişime adamışlardır. Bu kadınlarımızı çoğu zaman eşlerinin arkasında yürürken ya da toplumsal sosyal faaliyetlerde görürüz. Oysa bu kadınlarımız iletişim alanında aslında en başarılı kişilerdir, yıllarca eşleri ile kurdukları uyumlu sağlıklı iletişim sayesinde eşlerinin mücadele ettiği arenalarda başarılı olmaları için her türlü özveriyi göstermişlerdir. İletişim dünyasının en saygın isimlerinin başında gerçek bir iletişimci ve duayen olan sayın Betül Mardin, bu alanda ilerleyen ve kariyer yapmak isteyen kadınlarımız için bir idol sayılır. Sahne dünyasının kadın sanatçılarının hem erkek hem kadın toplumu üzerindeki etkisi bir kitle iletişim örneği olarak hayret verici değildir de nedir? Bir konser sırasında topluma mikrofon uzatıldığında şarkıları beraber söylemiyor muyuz? İşte budur dedirten bir iletişim örneği. Binlerce insanın tek vücut olması, şarkıları birlikte söylemesi iletişimin bir zaferdir. Son söz olarak iletişimin yükselen değeri kadınlarımız artık sadece yüksek topluklar diye anılmamayı hak ediyorlar.
Platin Dergisi Haziran Sayısı