Tüm ülkemizi yakından ilgilendiren Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinin en çetin sert ve iletişim dilinin bireysel aşağılamalarla en alt düzeye çekildiği bir REFERANDUM süreci atlatmış bulunan ülkemize geçmiş olsun demek geliyor içimden.
Referandum uygulamaları amaç olarak bir ülke halkının belli konularda düşüncelerine başvurmak salt çoğunlu elde ederek gelecek nesillere bugün yaşayanlardan miras olarak kalacak kararları belirlemek için yapılan bir halk oylaması olmasına rağmen, ülkemizde siyasi seçim kampanyası gibi yürütülmek şeklinde bir iletişim garabetine dönüşmüş durumda.Oysa bir referandum konuyu halkın oyuna sunan tarafın düşüncelerini anlatıp konu veya konular hakkında fikrini savunurken diğer tarafta muhalefetin bu konularda neden muhalif olduğunu halka anlatması ile devam etmesi gereken bir ulusun topluca katıldığı açık oturum sonucu oylama ile kabul edilip edilmediğini gösteren kamuoyu yoklamalarıdır.Bu insanlık tarihinin binlerce yıldır kullandığı en medeni katılımcı demokratik fikir seçim yöntemidir.Bu referandumda şahsen eski usul kabul veya ret tarzında oy kullanmayı tercih ederdim çünkü EVET ve HAYIR kelimeleri öyle bir hal aldı ki nerdeyse bir esnafa bir arkadaşımıza hayırlı işler dilemek yada nikahta evet demek bile anayasal suç haline geldi.Bu kelimeler insanlık tarihinden beri en çok kullanılan kelimeler unvanını taşırken geçtiğimiz referandum nedeni ile iletişim faciasına dönüştü.Kaldı ki Türk halkının istediği sadece neye EVET neye HAYIR diyeceğini bilmekti, gerisi kendi hür vicdani kararına kalmıştı oy verenlerin.Modern iletişim çağını yaşadığımız 21.yüzyılda iletişimin en güzel alanı hitabet sanatı neredeyse utancından sokağa çıkamayacak hale geldi geçtiğimiz referandum sonunda.Öyle ki basın yayın organlarında canlı tv bağlantılarında kendimi zaman makinesi ile Bolşevik devrimini yada Hitler Almanya’sını izler gibi hissettim.Siyasi parti liderlerinin bir diğerine küçümseyici tavırla ön ismi ile hitap etmesi,yada onur kırıcı kelimelerle yaftalandırması çağımızın Türkiye’sinde sadece sokak ağzı ile konuşan her kelimede gülünecek bir unsur arayan kişileri mutlu edebilir ama okuma yazma oranı lise eğitimi çok aşmış nerdeyse üniversiteli işsizleri konuşan aydın bir Türkiye’yi tatmin etmez.Bu sıradan polemikler geçmişin bağnaz çaresiz sayfalarında hak ettikleri yeri çoktan almış durumda.Türk halkı gerçekleri görüyor patates bitkisi gibi sadece kökleri ile övünmek değil yetişen yeni nesillere bir gelecek yaratmaya çalışıyor,yok canı ile çocuklarını özel okullara üniversitelere yolluyor yetişen aydın gençlik fikri hangi siyasi yelpazede olursa olsun elle tutulur gerçekleri duymak istiyor,yoksa meydanlarda siyasi aşağılamaları yada karalamaları küçümsemeleri hakareti geçip kibarca küfürleşmeleri değil.Çözümsüz muhalif olmak çözüm değildir alternatif fikirler çözüm kabul görür sırf ben istemiyorum demek yetmez.İletişim dünyasında sayısız kitap yazılıyor hocalar yetiştiriliyor her şey eski tas eski hamam olacaksa bu kadar çabaya ne gerek var? bu bölümleri kapatalım o zaman madem her şey eski düzende daha kolay iletişimcilerde meydanlarda el ilanı dağıtsın bu da bir iletişim kanalı nede olsa !
Evet gerçekten iletişim dünyası bu referandum da hitabet sanatının önderliğinde kan ağladı,siyasi üslup yerini Sözel meydan savaşlarına bıraktı sonuç Sayısal tatminsizlik.Bu işten en karlı çıkan televizyonlar oldu; mitingler Roma dönemi arenası gibi halkın bastırılmış duygularını siyasilerin birbirlerine bahşettikleri kelimeler sayesinde dışa vurum imkanı verirken iletişimin duayeni reklamcılar baharat olsun diye araya reklamlar serperek halkımızın zaruri ihtiyaçları için fırsat tanıdılar.Tüm bu gelişmeler aslında Türk halkının ciddi bir kesimini rahatsız etmiş olacak ki referanduma katılmayan seçmen kitlesi kayda değer bir sayısal orana ulaştı.
Bir de sanırım bir çok kişi bu referandum içerik olarak tam anlamı ile neleri kapsıyor bunu da tam kavrayamadı.Bu konuda tüm siyasi partiler sorumlu.Sonuç olarak ülkemiz halkımız açısından barışçıl bir referandumu geride bırakırken sayın başbakan RECEP TAYYİP ERDOĞAN için referandum sonuçlarını ivedi bir şekilde hayata geçirme misyonu yüklenmiş bulunuyor.Sayın KEMAL KILIÇDAROĞLU ise siyaset sahnesinde iletişimde liderlik konusuna ağırlık vermesi gerekmekte çünkü arkasında sadece kendi partisi yoktu red cephesinde bu referandumda sahip olduğu güç birliği genel seçimlerde kendi cephesinde olmayacak.Gelecekte daha üsluplu iletişimler dileğimle.
Platin Dergisi Ekim Sayısı