“Üniversite yılları bir gencin eğitim aldığı süreç içinde kültürel gelişimini ruhsal gelişimle harmanladığı bir dönemdir…. ”
Toplumsal anlamda üniversite mezunlarımız artmasına rağmen sosyal uyumsuzlukları , trafik kargaşasında en modern insanların dahi birbirlerine ağıza alınmayacak küfürler sarf etmesini, dijital dolandırıcılıkların artmasını, şirket çalışanlarının şirketlerini dolandırmalarını, eğitimli insanların eşlerini dövmelerini, eğitim düzeyi yüksek kişilerin yasak porno sitelerinde dolaşmalarını hangi tahsilsizliğe bağlamamız gerekiyor ?
Üniversitelere öğrenci alırken acaba ruhsal olgunluk sınavı da yapmamız gerekli mi? Yoksa bu sadece aman çocuklarımız okusun yeter ki düşüncesinin negatif yansıması mı?
Ülkemizde üniversite kapısı erkekler için askerlikte subay olmak kızlarda iş bulmak için düşünüldüğü sürece EĞİTİM ŞART sloganını hep acı bir tebessümle hatırlarız. Eğitim insanı insani olgunluğa kavuşturduğu zaman yerini bulmuş olur.
Üniversite eğitiminin en büyük özelliği kişiye gelecekte seçtiği mesleğe ait bilgileri verirken kişiyi de içinde yaşayacağı sosyal topluma hazırlamaktır. Ne yazık ki toplumumuzda aileler çocuklarını yarışa hazırlar gibi üniversite sınavlarına hazırlarken geleceğin nesillerine aktarılması gereken ruhsal olgunluğu esirgiyorlar. Ruhsal anlamda olgunluğa erişmemiş bireyler ne kadar okurlarsa okusunlar okudukları branşta ruhsuz bir kitap görünümü dışına çıkamazlar.
Üniversite yılları bir gencin eğitim aldığı süreç içinde kültürel gelişimini ruhsal gelişimle harmanladığı bir dönemdir. Gencin bu süreçte edindiği alışkanlıkları hayatı boyunca kendisi ile gidecektir. Bu süreçte eğitmenlerin üzerine gerçek anlamada mesuliyet binmekte. Öğrencinin sorunları toplumsal uyumu içinde yaşadığı sosyal toplumun örf ve adetlerini sindirmesi, ulusal bilince sahip olması, ruhsal gelişimi ile bilgi birikimini beraber yürütmesi için eğitmenlerin öğrencileri , bir doktorun hastasının gelişmelerini takip ettiği gibi takip etmesi ile gerçekleşir.
Nesillere sadece okuyup adam olmalarını söylemekle adam gibi nesiller yetiştiremeyiz. Tabi adam anlayışımız ne onu da netleştirmek gerek. Gelecekte elden ayaktan düştüğümüzde etik değerlere sahip yöneticiler tarafından haklarımızın korunmasını istiyorsak bu fidanları ekerken bu günden ihtimam göstermeliyiz. Saygı ve sevgi yoksunu toplumlar çok ileri düzeyde eğitimleri sayesinde geleceğin dünyasını cehenneme çevirebilir.
Tahsilin sadece cehaleti almasını istemiyorsak bu kubbede baki kalacak eserin en önemlisinin insan olduğunu unutmamak gerekiyor.
Kaynak: egitimajansi.com